Aşka İnanmayanlara Dair
| İnsanoğlu hep yalnızlıktan şikayet etti. Hep bir aradığı vardı derinlerinde. Aradığı ve bir türlü bulamadığı. Bitmez tükenmez bir bekleyişin içinde, bir düştü belki de varlığına inandığı. Gelecekti , gelmeliydi, bu kadar vefasız olamazdı. Güzeldi , özeldi. Bunları biliyor olmalıydı. Düşünde ki insanoğlunun kusursuzdu muhteşemdi. Gelecekti. Evet gelecek ve huzur dolu bir geleceğin başlangıcı olacaktı. Huzurun adıydı. Ama ne zaman ? İşte bu belirsiz ve gitgide yorucu olan cevapsız bir soruydu. |
Ben Efe Özgür YILDIRIM. Dünyanın Avrupa ve Asya kıtaları arasında köprü vazifesi gören TÜRKİYE ‘ nin o karmaşık, kalabalığında bir çok insanın kendini bile arayıp bulamadığı, ama bir çok masala, şiir ‘ e, hikayeye ve hatta bir çok insana güzellikleriyle konu olan şehri İSTANBUL ‘un içinde var olan gecedeki bir sesim aslında. Milyonların hayali olan küçük bir radyo stüdyosundan yıllardır bu ülkeye, ülkemin insanına sesleniyor. Onları dinliyor ve dinleniyorum. Bir anlamda psikolog sayılabilirim belki de. İnsanların sorun ve sevinçlerini paylaştığı bir merkez noktasıyım. Hayattan bedava tecrübeler alıp ve bedava tecrübeler satan bir tüccarım belki de.
Şu anda bir çok kişi bu mesleğe nasıl başladığımı ve aynı zamanda bu mesleği devam ettirebilecek yeterli donanıma sahip olup olmadığımı merak ediyordur. Şöyle bir cevap versem sanırım sıkılmazsın. 1994 yılı sonu 1995 yılı başlarıydı. 14 yaşını yeni doldurmuş 15 yaşından günler çalan ve gençlik yıllarının başlangıcında bir çocuktum. İstanbul’ un Bakırköy ilçesinin FM bandı 92.2 Mhz frekansından yayın yapan ve yine yayın yaptığı ilçenin adını taşıyan BAKIRKÖY FM isimli bir yerel radyonun, bir hafta sonu öğlen kuşağının denenmemiş, daha önce hiç denememiş, kısacası deneyimsiz ve güvenilmeyen bir radyo programcısı olarak – Merhaba dedim mikrofona. Dedim demesine de birde gelin bana sorun o ilk – Merhaba’ nın ağzımdan nasıl çıktığını. Şimdi bakmayın böyle çok konuşan, bilmiş ve geveze bir adam gözüktüğüme. O zaman çok daha fazla geveze ve haşarı bir çocuktum ben. 15 yaşına göre fazla bir özgüvene sahip ve bir o kadarda girişkenliğiyle dikkatleri üzerine çeken, belki de kimileri için tehlike içeren ama kesinlikle zararsız, hayatının büyük bir kısmı sokaklarda geçen ama evcimen bir çocuktum. Arkasından yıllar yılları, Radyolar radyoları, Programlar programları kovaladı ve o yıllar, o radyolar ve o programlar şimdi ki ” Gecelerin Efendisi ” ni oluşturdu. Buradan anlayacağın benim için ” Gecelerin Efendisi ” olmak hiç kolay olmadı. Yani olmamış aslında bunu şimdi düşününce bende daha iyi anladım. Benden çok bahsettik. Ya sen ? Senden ne haber? Sanırım bu bilindik cümle senin tebessümün için yeterli olmuştur.
Yorumlar 2 09.03.2009
