Gerçek Bir Aşk Hikayesi-2
24.01.2008
Ve bütün hayatıma yön verecek o mektubu (daha on iki yaşlarında iken) kapılarının önünden geçerken ona göstererek bahçelerine doğru fırlattım.Peşimde atlılar varmışçasına koşuyordum yada büyük bir suç işlemiş gibi kaçıyordum adeta.O gün hayatımın belki de en zor günlerinden biriydi.Onların mahallesine gidemiyordum bana vereceği tepki hakkında en küçük bir fikrim yoktu reddedilme düşüncesi ise beynimi kemiriyordu. Lakin o gün ne akşamı yapabildim nede sabahı bütün gece boyunca milyonlarca hayal kurup, sabah ezanlarını işittikten sonra uykuya yenildiğimi hatırlıyorum hayal meyal.
Ertesi gün, zor geçen bir gecenin tüm mahmurluğu ile sanırım öğlene kadar uyumuştum. Uyanır uyanmaz üstümü giyinip sokağa attım kendimi ancak o tarafa gidemiyordum “ya kabul etmezse” düşüncesi beni ölesiye korkutuyor, sonrasını ise düşünmek dahi istemiyordum.Diğer yandan merakım, korkularımın çok çok üzerinde idi ve korkularımla yüzleşmekten başka bir seçeneğim yoktu.
Bir suçlu gibi korka korka, sağı solu kontrol ede ede onların sokağına kadar gittim ama eğer bir kalp problemim olsaydı eminim ki o gün kalbim o atışlara asla dayanamaz oracıkta dururdu. Ve işte orada idi kapılarının önünde sanki beni bekler bir eda ile dikiliyordu.
Bir yıl boyunca gizli gizli sevdiğim kız bana ne diyecek kızıp bağıracak mı ,abisine söyleyip beni dövdürecek mi gibi ne kadar olumsuz düşünce varsa hepsi o anlarda kafamdan geçiyordu.Beni fark ettiğinde içeriye koşması bu düşüncelerimi iyice kuvvetlendirse de “ne olursa olsun”diyerek evlerinin önünden geçmeye karar verdim.
Evlerine on metre kala bir anda kapıya çıktığını görünce hele hele ilk defa onunla gözgöze geldiğimizde yüzüm ne hal almıştır bilemem ama duygu anlamında sanırım o hissi bir daha ömrüm boyunca hissetmem mümkün olmayacak.Neyse elinde bir kibrit kutusu vardı bana doğru gösterip yola fırlattı aynı benim yaptığım gibi. Kibriti kaptığım gibi şimşek hızıyla bir kuytu köşede aldım soluğu.Ellerim titriyor kibriti açamıyordum içinden çıkacak şey benim için dünyanın en önemli konusu idi çünkü.
“Merhaba,
seni sadece bir komşu çocuğu olarak biliyorum
Düşünmem lazım…”
Hakaret yoktu ya, “HAYIR” yoktu ya bu kadarı bile beni mutluluktan deli edebilirdi.
Yıl 1976 aylardan Temmuz ilk aşkım,ilk mektubum ilk göz göze bakışımız.
Ölesiye mutluydum çünkü o çocuk aklımla bile beğenilmeyen bir kişi için düşünmeye gerek olmayacağına inanıyor ve bu düşünme faslının kesinlikle benim adıma olumlu sonuçlanacağına inanıyordum.
Çok güzel bir kızdı,muhitimize Fatih gibi bir semtten taşınmışlardı bizlere göre gayet iyi bir yaşama sahiptiler.Babası o günlerde de çok meşhur olan bir mağazanın müdürü idi ve beni ümitsiz kılan pekçok etkene rağmen bu kız bana “düşünmem lazım”demişti.
12 yaşındaydım ve kelimenin tam anlamı ile sırılsıklam aşıktım.
devam edecek…
Kategori: Aşk Hikayeleri

Hadi Yorum Yazalım