Avrupa ile Asya kıtasının birleştiği bu cennet köşesi 2010 yılı için Avrupanın kültür başkenti ilan edildi.Oysa ki bu cennet bahçesi tarih boyunca ve kıyamete kadar bu dünyanın kültür başkenti olmaya layık tek şehirdir dünya üzerinde.
Tarihi ile doğal güzellikleri ile hele hele dünyada bir eşi olmayan muhteşem boğaz’ı ile yaşayan her canlının en azından bir kere görmesi gereken cennetten bir bahçedir İstanbul.
Üstad Aşık Veysel’in İstanbul’a ithafen yazdığı bu şiiri sizlerle paylaşmak bugün için yazılabilecek en güzel şiir olacaktır…
İSTANBUL
Sevgisi içimde yaşayıp duran
Nazlı güzellerin şirin İstanbul
Hayali kafamda hükümdar süren
Görmez gözlerime görün İstanbul
Ortasında deniz kenarlar kara
Bu dünyada cennet olmuş kullara
Mehtapta sandallar ne hoş manzara
Sahildir yayladır yerin İstanbul
Gemilerin gelir peşi peşine
Şöhretin yayılmış hudut dışına
Ayrı bir güzellik başlı başına
Sevgi muhabbetin derin İstanbul
Fatih Mehmet Sultan temeli kurdu
Ondan sonra oldu Türklerin yurdu
Edirne’den gelen o büyük ordu
Ayyıldız bayrak nurun İstanbul
Denizler kilidi boğazların var
Dünyaya haykıran avazların var
Yılmaz Türk Ordusu şahbazların var
Ferah tut gönlünün serin İstanbul
Dünya güzelliği sendedir mevcut
Hususi özenmiş yaratmış Mabut
Herkesin gönlünde vardır bir maksut
Halis Türk maksadın varın İstanbul
Edipler şairler yetişmiş sende
Ehl-i aşklar yanmış tutuşmuş sende
Bir aciz kimseyim Veysel’im ben de
Seversen olayım yarin İstanbul
Merhaba arkadaşlar. Malumunuz internette begüm-fulya-mert furyası sürüp gidiyor. Begüm’ün sevgilisi Mert tarafından en yakın arkadaşı fulya tarafından aldatılması üzerine intikam görüntüleri sizlerler paylaşıyorum.
Mahkeme salonu lebalep doluydu. 70’ini geçkin iki ihtiyarın boşanma davası vardı o gün ve meraklı bakışlar altında oturuyordu bu yaşlı çift. Adamın inatçı bakışları vardı. Yaşlı kadın ise sinirden mi, yoksa ihtiyarlıktan mı titrediği belli olmayan elini kontrol altında tutmaya çalışıyor; bir yandan da yanında büzülmüş oturan eşine öfkeyle bakıyordu.
Hakim, “Anlat” dedi tok bir sesle. “Neden boşanmak istiyorsun?”
Yaşlı kadın bir kez daha öfkeyle baktığı eşinden aldığı gözlerini hakime çevirip derin bir soluk aldı ve “Yetti gayri” dedi. Heyecan ve öfkeden ağzı kurumuştu. Yutkunmak istedi ama yapamadı. Yine de ağzını aralayıp “Bu herif 50 yılımı zehir etti” dedi, işaret parmağıyla gösterdiği eşine hiç bakmadan.
Esra Ceyhan Gelecegi Gördüğünü İdda eden adamın videosu
Evet arkadaşlar esra ceyhanda geleceği gördüğünü idda eden adamın videosu birazdan. Adam birden havaya zıpladı ve yerlerde yuvarlandı. Ömer çelakıl çok korktu.
İnsanoğlu hep yalnızlıktan şikayet etti. Hep bir aradığı vardı derinlerinde. Aradığı ve bir türlü bulamadığı. Bitmez tükenmez bir bekleyişin içinde, bir düştü belki de varlığına inandığı. Gelecekti , gelmeliydi, bu kadar vefasız olamazdı. Güzeldi , özeldi. Bunları biliyor olmalıydı. Düşünde ki insanoğlunun kusursuzdu muhteşemdi. Gelecekti. Evet gelecek ve huzur dolu bir geleceğin başlangıcı olacaktı. Huzurun adıydı. Ama ne zaman ? İşte bu belirsiz ve gitgide yorucu olan cevapsız bir soruydu.
Ben Efe Özgür YILDIRIM. Dünyanın Avrupa ve Asya kıtaları arasında köprü vazifesi gören TÜRKİYE ‘ nin o karmaşık, kalabalığında bir çok insanın kendini bile arayıp bulamadığı, ama bir çok masala, şiir ‘ e, hikayeye ve hatta bir çok insana güzellikleriyle konu olan şehri İSTANBUL ‘un içinde var olan gecedeki bir sesim aslında. Milyonların hayali olan küçük bir radyo stüdyosundan yıllardır bu ülkeye, ülkemin insanına sesleniyor. Onları dinliyor ve dinleniyorum. Bir anlamda psikolog sayılabilirim belki de. İnsanların sorun ve sevinçlerini paylaştığı bir merkez noktasıyım. Hayattan bedava tecrübeler alıp ve bedava tecrübeler satan bir tüccarım belki de.
Şu anda bir çok kişi bu mesleğe nasıl başladığımı ve aynı zamanda bu mesleği devam ettirebilecek yeterli donanıma sahip olup olmadığımı merak ediyordur. Şöyle bir cevap versem sanırım sıkılmazsın. 1994 yılı sonu 1995 yılı başlarıydı. 14 yaşını yeni doldurmuş 15 yaşından günler çalan ve gençlik yıllarının başlangıcında bir çocuktum. İstanbul’ un Bakırköy ilçesinin FM bandı 92.2 Mhz frekansından yayın yapan ve yine yayın yaptığı ilçenin adını taşıyan BAKIRKÖY FM isimli bir yerel radyonun, bir hafta sonu öğlen kuşağının denenmemiş, daha önce hiç denememiş, kısacası deneyimsiz ve güvenilmeyen bir radyo programcısı olarak – Merhaba dedim mikrofona. Dedim demesine de birde gelin bana sorun o ilk – Merhaba’ nın ağzımdan nasıl çıktığını. Şimdi bakmayın böyle çok konuşan, bilmiş ve geveze bir adam gözüktüğüme. O zaman çok daha fazla geveze ve haşarı bir çocuktum ben. 15 yaşına göre fazla bir özgüvene sahip ve bir o kadarda girişkenliğiyle dikkatleri üzerine çeken, belki de kimileri için tehlike içeren ama kesinlikle zararsız, hayatının büyük bir kısmı sokaklarda geçen ama evcimen bir çocuktum. Arkasından yıllar yılları, Radyolar radyoları, Programlar programları kovaladı ve o yıllar, o radyolar ve o programlar şimdi ki ” Gecelerin Efendisi ” ni oluşturdu. Buradan anlayacağın benim için ” Gecelerin Efendisi ” olmak hiç kolay olmadı. Yani olmamış aslında bunu şimdi düşününce bende daha iyi anladım. Benden çok bahsettik. Ya sen ? Senden ne haber? Sanırım bu bilindik cümle senin tebessümün için yeterli olmuştur.
İzmir’ de ilginç kampanya gençler birbirlerine sokakta doyasıya sarılıyor..
Hospıtalıty Clup ve Kıte Surfıng organizasyonu kapsamında düzenlenen sarılmak serbest kampanyası İzmir’de ilgi gordu.
15 ülkeden 30 genç ellerındeki ’sarılmak serbest’ dövizlerıyle Kıbrıs Şehitleri caddesinde dolaşarak insanlarla kucaklastı.
4 gün sürecek kampanyanın dünyanın bir cok yerinde uygulandıgını belirten gençler amaçlarının insanlar arasında kucaklasmayla sıcaklık ve kaynasmayı sağlamak oldugunu soyledi.
4 gün sürecek kampanyanın dünyanın bir cok yerinde uygulandıgını belirten gencler amaclarının insanlar arasında kucaklasmayla sıcaklık ve kaynasmayı sağlamak olduğunu söylediler.