Kategori 'Aşk Hikayeleri'
ben eda ebrunun kuzeniyim size ebru ve hakanın aşkını anlatacağım ama sakın ağlamayın okimsenin ağlamasına dayanamazdı haziran 2007 ebru bizim yanımıza marmarise gelmişti bigün canı sıkılmış ve internete girmiş birisiyle tanışmış adı hakan çet odasında saatlerce yazışmışlar konuştuklar şeyde aşk varmı yokmu hakan hayır diyomuş aşk yoktur ebru inatla vardır diyomuş hakan ispatla bana demiş aşk varsa ispatla ebru kendini anlatmış uzun uzuzn hakanda öle tabii ebru hakana burcunu sormuş balık demiş hakan ebru ben deoğlak demiş ne güzel sen su ben detoprak grubundayız ee demiş Devamını okuyun…»
31.10.2007
Karanlık gecede kara sudan,
Zap suyuna giden yol,
Dolunay azaplığında vatanımın,
Ay örgüsü saçlarına vurgun düşmüşüm.
Alın yazımızda vatan ve bayrak,şehitlik yazılmış,
En güzel türküyü kurşun söyler özüme,
Olaki pendürek ağıdı,cudi,kabar türkülerinde Muabbeti bulurum bir zaman,
Şahadet aslanlarının savaşında.
Ölümsüzlük,şehitlik,bayrak hilalinde can veren kan veren yiğitler,
Yar gönlümüze düşende çıktık dağların başına,
Karanlık gecede,el uzattık hilale,
Vurgun yedik seher rüzgarında,
Gurbet türkülerinde selamettik yar diyarına,
Savaş türkülerinde kendimizi bulduk,
Vatan türküsüyle toy eyledik her zaman,
Kürşat baskınlarında,şahadetime destur verilirken,
Tekbir-i ilahi ki bayrağındaki iman,
Vatan olası gönül neylerim,neylerim,sensiz acep?
Seninle gezerim ŞAVŞATI KARS’ı,
Seninle inerim bingölden VAN’a
MUŞ’tan el ederim ADIYAMAN’A.
En deli sevdaları yaşarım,pusuya geçerken
Keleş sesinde yas tutarım ölen şehitlerin ardından.
Divanesi olduğum anadoluyu gezerken,
NASİBİM BİR KURŞUN OLUPTA,
DÜŞERSEM TOPRAĞA,
EĞER,EĞER,EĞER TOPĞRAĞIM AÇMIŞSA BAĞRINI,
DAMLA,DAMLA DÜŞÜYORSA TOPRAĞA KAN,
BAYRAKLARA SARILIYORSA TABUTLAR,
ANALAR,ANALAR AĞLIYORSA…
İLGİNÇ EVLERİNİN ARDI SIRA,
GELİNLER,GELİNLER YAS TUTUYORSA
YAZIKLAR OLSUN BU DÜŞMANA!!!!!!!
23.10.2007
Hani bir hayal ya bu… Sen olsaydın hala hayatımda mesela, ben gecenin sessizliğini içimi acıtan şarkılarla bozarken, bir mesaj gelseydi telefonuma. Gülümseyerek mesajı okusaydım.
- Uyudun mu bebeğim?
- Uyumadım, sen niye ayaktasın bu saatte?
- Su içmeye kalktım.
- Uyu balım, erken kalkacaksın.
- Seni seviyorum, sende uyu artık. İyi geceler.
- Tamam yatıyorum. Bende seni seviyorum, iyi geceler.
-
Ve huzurla dalsaydım uykuya.
…
Rüyama hiç gelmezdin. Zaten istemezdim gelmeni.
Kızma balım !
İstemediğimden değil, korktuğumdan aslında.
“Rüyada sevgili görmek, ayrılığa delalettir.” Cümlesinin içime saldığı korkudan dolayı istemezdim seni rüyamda görmeyi.
…
Ve sabah olur.
Gözümü açar açmaz telefonu alırım elime.
“1 mesaj alındı” uyarısının beni en mutlu ettiği zamanlardır onlar.
- Günaydın aşkım
- Günaydın balım
Ya da hayal bu ya… Şöyle de olabilir mesela;
…
Ve sabah olur.
Çok uyumuşumdur, artık öğlen olmuştur.
Telefon çalar.
“Kölem ol gel desen, gelmem mi yar ?
Uğrumda öl desen, ölmem mi yar ? …”
Melodisi eşliğinde açarım telefonu.
- Efendim
- Günaydın aşkım
- Günaydın balım
- Hadi kalk artık, çok uyudun
- Tamam kalktım.
…
Devam eder tabi ki konuşma.
Ve “SENİ SEVİYORUM”’ la kapanır telefonlar.
Huzurla uyanırım.
…
Okula gitmek için hazırlanır, seni ararım.
- Çıkacağım evden şimdi, okula gideceğim
- Hava çok soğuk bebeğim sıkı giyin. Atkını al, bereni tak, hatta iki tane çorap giy.
- Saçmalama !
- Lütfen, çok soğuk. Üşür hasta olursun. Söz ver bana şimdi, dediğim gibi giyineceksin.
- Peki, tamam. Söz balım.
Ve “SENİ SEVİYORUM”’la kapanır telefonlar.
…
Okula giderim.
Derse girmeden önce yine seni ararım.
- Derse giriyorum şimdi
- Tamam, ne zaman bitecek ders?
- Bilmem, sekizde biter sanırım.
- Tamam. Çıkınca mesaj at, merak ederim.
- Tamam balım.
- İyi dersler bebeğim.
- Teşekkürler.
Ve “SENİ SEVİYORUM”’ la kapanır telefonlar.
…
Ders biraz uzar. Mesaj gelir ardı ardına.
- Hadi bitmedi mi ders, çıkmadın mı daha?
…
Ders biter…
- Çıktım şimdi, eve gidiyorum.
- Eve gidince haber ver bana.
…
Eve gelirim, yine konuşuruz.
Ve “SENİ SEVİYORUM”’la kapanır telefonlar.
…
Uyumadan önce 1 mesaj alınır telefonlarımıza. Artık o an içimizden ne geldiyse yazılmıştır. Çalıntı değildir sözler, gerçektir, bizimdir. Yüreğim (iz) dir..!
Sonunda “SENİ SEVİYORUM” yazar.
…
Hayal ya !
Değildi,
Hayal değildin.
Gerçektin, benimdin. Hayatımın en güzel günleriydi o günler. Biteceğini hiç düşünmemiştim.
Bittin !
Gittin !
En güzel günlerimi, en acı hatıralara çevirdin giderken.
Hiç olmadığım kadar mutluyken, hiç üzülmediğim kadar üzüldüm.
Gitmezsin, benimsin sanarken, bir anda sensiz kaldım.
En gerçek hayalimi yıktın.
Uzatmaya gerek yok.
Giderken beni de bitirdin. Ama öldürmedin.
Keşke öldürseydin.
Şimdi hayal ya, acaba yine gelir misin?
…
Sensiz yokum ben, nefessizim, bir hiçim !
Hiç mi özlemedin?
Hiç merak etmiyor musun artık?
…
Bebeğin uyuyamıyor sensiz.
Günüm aydınlanmıyor sensiz. “AŞKIM GÜNAYDIN” demeni bekliyorum.
Bebeğin üşüyor, çok üşüyor. Sıkı giyinmiyor mesela sen gittiğinden beri.
Kimse merak etmiyor dersin ne zaman biteceğini ve ne zaman eve gideceğimi.
Bir başımayım… !
…
Hayaldin, gerçek oldun.
Belki de bir rüyaydın.
Sevilen sendin ya hani, sevgiliydin ya… Rüyaydın ve bittin işte. Ben uyanır uyanmaz ayrılık geldi.
Korktuğu başına gelirmiş insanın.
Bittin , bütün güzelliğinle…
Yine hayal oldun.
Aslında şimdi acı bir hatıra oldun.
Özlenen , sevilen
Ve hala inadına beklenen sevgili.. !
19.10.2007
Bir varmış bir yokmuş evel zaman içinde birtane melek isimli birkız varmış bu kız KENAN isimli birini sevmiş ama o melegin suratına bile bakmazmış resmen melegin yanında başka kızlarla fingirdermiş melek ise öyle bakmaktan başka hiç birşey yapamazmış birgün melegin arkadaşları gidip kenanla konuşmaya karar vermişler ve gidipkonuşmuşlar o bise cevap vermemiş arkadaşları melege kenanla konuştuklarını söylemişler ve melek gidip kendi konuşma karar vermiş gidmiş konuşmuş ama gene konuşmamış melek ise kaderine boyun eyip unutmaya çalışmış ama unutamamış çünkü onu hala seviyormuşmelek ne zaman birisiyle çıksa genede yapamıyormuş kenanı her geçen daha çok özlüyor ve hala çok seviyormuş birgümn dayanamayıp intar etmeye karar vermiş ve evde kimse yokken kendini asmış bu yaşanmış olaydır.
14.10.2007
Biliyor musun en çok mektuba başlamam gereken hitap şeklinde zorlandım. Bir başlasam sonu gelecekti eminim! Ama sıradan sözcükleri hiç yakıştıramadım sana, yapmacık sözlere konduramadım seni… Sonra sana hiç mektup yazmadığım aklıma geldi, içim burkuldu, canım acıdı…
Bu mektubu sana gurbetten yazıyorum; sesine sözüne hasret, yüzüne hasret, sıcağına hasret gönlümle başlıyorum mektubuma. Seni o kadar çok özledim ki; Meğer hiç bir kucak seninki kadar sıcak değilmiş, hiçbir acı senin yokluğuna bedel değilmiş. Hiç ama hiçbir hasret senin özlemin kadar yakmazmış içimi.
En acısı, dost bildiklerim, yâr seçtiklerim toplanıp bir araya gelseler, senin çeyreğin bile edemezmiş. Bilsen ne zor bunları itiraf etmek kendime ve sana… Gurbet bile gururumu söndüremedi. Hâlâ gururlu, şımarık, kucuk kızınim. Hayır, hayır yavrunum. ‘Ben artık bir genç kızım, başkalarının yanında bana yavrum deme.’ derken bile böyle düşünüyordum inan. Şimdi içten bir seslenişine, Yavrum! hitabına öyle ihtiyacım var ki…
Hatırlıyor musun? İlk yürümeye başladığım anları anlatırken ellerimi bırakmadığın için sana kızdığımı, hırslandığımı ve bir an önce yürümek istediğimi söylerdin. Şimdi sakın bırakma ellerimi, anneciğim. Evimizin yumuşak halıları değil yürüdüğüm yollar, bir düşersem halim yaman. Ellerini, sevgini, duanı, desteğini ve sıcağını hiç esirgeme benden.
Hani küçükken en çok kimi seviyorsun diye sıkıştırıp dururdum seni. Ağzından “Seni!” cevabını alana kadar bırakmazdım eteklerini… Seni abimden, babamdan ve ablalarımdan kıskanırdım. Hâlâ büyüyemedim, hem şimdi daha çok kıskanıyorum. İçindeki sevgiyi ve gözlerindeki derin şefkati yalnız benim için sakla…
Ama yapamazsın degil mi? Ana yüreği dayanmaz… Senin sevgin hepimize yeter, ana olunca ben de anlarım değil mi? Aslında en çok bu huyunu seviyorum. Adaletini ve yufka yürekliliğini, anne şefkatini… Fakat hâlâ babam işe giderken boşalan yatağını en çok benim hak ettiğimi düşünüyorum.
Seni öyle özledim ki!..
Şu bilmem kim tarafından icat edilen telefon bile dindirmiyor içimdeki hasreti. Gurbetin yağmurları, söndürmeye yetmiyor içimde büyüyen ateşi… Beni buralara yollarken, “Daha güçlü ol!” diyordun ya, sana kavuşunca öyle bir sarılacağım ki, gücüme şaşacaksın. Sevgimin gücünü sen de anlayacaksın.
Yılların yükünü çekmiş, yorgun ama dimdik omuzlarını özledim.
Dolaplarımı düzenlerken, eşyalarıma bakıp bakıp ağladığın duyuyorum. Yahut arkadaşlarımla konuşurken gözlerinin dolduğunu… İçim acıyor ama bilsen nasıl seviniyorum. Yokluğuma alışamamış olman, mest ediyor beni…
Puslu gözlüm, dert ortağım! İnan içim içimi yiyiyor, ya bitmezse gurbet geceleri, ya geçmezse hasret saatleri, ya vuslat ateşiyle bindiğim mavi tren getirmezse beni… Uzar da yollar kavuşamazsam sana, ya özlem alışkanlık olur da unutursan beni.
Ama beni unutmaman için hep dağınık bırakacağım odamı. Söylene söylene toplarken, yine gözyaşların ıslatacak eşyalarımı. Babam yine dalga geçecek, anlatacak bir bir ağladığını. Ya ben…
Arkadaşlarım çınlatacak odamın duvarlarını, hep anne kokan ilâhilerle… Güçlü ol demiştin ya, ben de yorganı çekmeden başıma hiç ama hiç ağlamayacağım. Ama sonra, Allah ne verdiyse…
Anneciğim! Gözyaşlarım söndüremez içimde yanan ateşi… Çünkü yokluğun, bilmem kaç nüfuslu şu kocaman şehirde kendini yapayalnız hissetmek gibi, imkânsız bir şeyi diz çöküp de Yaradan’dan dilemek gibi.. En azaplı günahlardan sonra sızlayan vicdanım gibi…
Gül kokulum, puslu gözlüm!
Sakin sensiz, sevgisiz ve duasız bırakma beni… Sevgilerle… Beş parmaktan biri…
14.10.2007
Seni hayal ediyorum. Hiç konuşamadığım seni. Sesin aynı köpüklü dalgalar gibi. Sen konuşunca dalgalar susacak, sadece seni duyacağım. Gülüşün aynı güneşler gibi, sen güldüğünde güneş sönecek. Sadece sen ısıtacaksın beni…
Öyle bir kalbin var ki, en az benim ki kadar büyük, öyle bir aşık olacak ki, en az benim ona aşık oldugum kadar. “Gel” diyecegim. “Karşıma otur”.
Gözlerine dikecegim gözlerimi. O güzel, bakınca kendimi kaybettiğim gözlerine.
Onu ne kadar sevdiğimi söyleyecegim. Karşısına geçtiğimde ayaklarımın titrediğini, boğazımın kurudugunu, bir merhaba bile diyemedigimi söyleyecegim.
O gülecek. Güldüğünde yanaklarında güller açtıran gamzeleri ile gülecek.
Ve hayalim bitecek.
Karşımda yine sen olacaksın. Ama sadece yüzüme garip garip bakacaksın.
Çünkü son üç denememde olduğu gibi karşına geçip sana aval aval bakan biri karşındaki.
Normal olarak sinirleneceksin ama bir bilsen söylemek istediklerimi…
Ben böyle değilim bir bilsen.
Sadece seni görünce, sadece karşında olunca öyle olduğumu hiç bir zaman bilemeyeceksin.
Ben senin için herzaman arada bir karşına çıkıp, buram buram terleyen biri olarak kalacağım.
14.10.2007