Anasayfa - Şiir, Hikaye,Güzel Söz Gönder

Favorilerime Ekle | Ana Sayfam Yap | iletisim |Kayıt ol | Giriş


Kategori 'Aşk Hikayeleri'

Eski Bir Tapınak Duvarındaki Yazıt

Gürültü patırtının içinde sükunetle dolaş,sessizliğin içinde huzur bulduğunu unutma.Başka türlü davranmak açıkça gerekmedikçe herkesle dost olmaya çalış ama teslim olma

Telaşsız açık seçik konuş,başkalarınada kulak ver.Aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları, çünkü dünyada herkesin bir hikayesi vardır.

Yanlız planlarının değil,başarılarınında tadını çıkarmaya çalış.İşinle ne kadar küçük olursa olsun ilgilen,hayattaki dayanağın odur.

Olduğun gibi görün,sevmediğin zaman sever gibi yapma,aşka burun kıvırma sakın o çöl ortasında çimenli bir yerdir.

Devamını okuyun…»

Yorumlar 3 05.02.2008

SEN GİTTİN..

Sensizlik sarhoşluğuyla yanıp kavrulurken geceleri, sensiz, soğuk, ve karanlık kaç gece yaşadım bilemezsin. Aşkına yenik düştüm hep, hıçkırıklara boğuldum ve hep seni hayal ettim. Umarsızca koşup gelmek istedimsede sana, yapamadim bir türlü. Seni bana bağlayan o sihirli şeyi aradım durdum yıllarca. Kökünden koparmak istedim seni kalbimden. Ama farkettimki sen benim vucudumun tüm hücrelerine işlemiştin bir kere. Seni benden atamıyordum, atamazdım. Ben herşeyimle sen olmuşken seni nasıl atabilirdim içimden. Hala gözümün önünde o güzel gözlerin. Hala sesin kulağımda, hala sesin aklımda ve hala nefesin nefesimde. Sen benim herşeyimdin. Sen benim ilk aşkım, sen benim varoluş sebebim, sen benim hayatımın anlamı, sen vazgecemediğim, sen benim gözümden bile sakındığım biricik meleğimdin. Ne cok sevmişim seni, şimdi daha iyi anlıyorum. Seninle geçirdiğim zamanlar benim için yeryüzünde bir cennetti. O sihirli bakışların yok artık. Ellerini tutup ısınacağım sevgilim yok artık. Göğsüne yaslanıp bana bütün dertlerimi unutturan meleğim yok artık. Sen bende vazgeçilmezin ta kendisiydin.

Devamını okuyun…»

Yorumlar 2 04.02.2008

Leyla İle Mecnun

LEYLA ile MECNUN
leyla ile mecnun

Mecnun kabile reisinin dualarıyla meydana gelmiş Kays adlı oguldur
Okulda çok güzel bir başka kabile reisin kızıyla karşılaşırlar.
Leyla ile Mecnun Birbirine kısa sürede aşık olurlar ve bunu Leyla’nın annesi ögrenir.
Leyla’ya kızan annesi Leyla’yı bir daha okulu göndermez.
Kays okula gittiginde Leyla’yı göremiyince dehşete düşer.
Üzüntüden kendini çöllere vurur Ve Mecnun diye bilinmeye başlar.

Mecnun’un babası oglunun durumuna çok üzülür. Bu yüzden Leylayı bir çok kez isterler ama Oglu
Mecnun(deli, aşık, çılgın ) diye vermek istemezler. Leyla evinden gizlice kaçarak Mecnun’u çölde
arar ve bulur. Fakat o çölde huriler, ceylanlar, börtü böceklerle arkadaşlık etmektedir | ve
dünyada ki aşktan mecazi aşka yükselmiştir.. Bu yüzden Leyla’yı tanımaz.
Babası Kays’ın iyileşmesi için onu Arabistanda olan Kabeye götürür.
Dualarının kabul edildigi bu yerde Mecnun ;
Kendisinde ki bu aşkı dahada yükseltmesi için Allah (c.c) dua eder.

“Ya Rab belâ-yı aşk ile kıl âşinâ beni
Bir dem belâ-yı aşkdan etme cüdâ beni.”

Devamını okuyun…»

Yorumlar 20 01.02.2008

Gerçek Bir Aşk Hikayesi-4

Buraya kadar herşey  yolunda gitmişti ancak ailesinin durumdan haberdar olması bu güzel günlerin bir şekilde son bulmasına yol açacağını düşünüyordum.Düşündüğüm gibi de oldu Babası  kızı yatılı okula gönderdi.Başlangıçta beni çok çok üzen bu durum sonralarında iyiki de yazdırmış dememe neden oldu.Evet hafta içi belki onu göremiyordum ama Pazartesi günleri okula giderken,Cuma günleri okul çıkışı onu görmeme,mektuba ihtiyaç kalmaksızın konuşmama vesile olduğu için  o okula çok şey borçluyum.Tabi bu arada benim eğitim durumun çoğunlukla onun okulunun oralarda olmam münasebeti ile 3,2 şiddetinde depremlerle sarsılıyordu ama kim takar ! Lise 1.sınıf  zorla olsada aşıldı ancak ikinci sınıfta okul benim için fazla mesai gerektirdiğinden takdir-i ilahi gereği  sınıfta kalma gereği hasıl oldu.Bir şeyi iki kere yapmak ise asla tarzım olmadığı için eğitim olayı benim için bütünüyle kapanmış oldu.

Sene 1982 tanışalı altı yıl olmuştu .Geçen zaman içinde toplasanız altı kez kavga etmeden altı yılı sadece ve sadece birbirimize sevgimizi anlatarak geçirmiştik .Ve ben 18 yaşına gelmiş olmanın verdiği bir eda ile anneme” gidin o kızı isteyin” yoksa gider alır gelirim tarzı tehditlerle  tazyik yapmaya başladım .Altı yıl boyunca bu aşktan haberdar annem babam bu duruma “askere git gel sonra”tarzı cevaplar verselerde  kararım kesindi ,ŞİMDİ

Çaresiz bizimkiler 1982 Mayıs ayında onu istemeye gittiler.Ancak pekde ihtimal dışı olmayan bir durum gerçekleşti  kızın babası “askerliğini yapsın gelsin  sonra” demez mi .Bizimkileri bir şekilde ikna etmiştik ancak bu yeni durum benim üstesinden gelebileceğim bir şey değil çıldıracağım.Askerliğime var iki sene askerlikte 20 ay al sana dört sene ve ben asla bu kadar zamanı bekleyemem diyordum.Bu kez kıza hergün baskı yapmaya başladım”hadi kaçalım”diye.Ancak oda haklı olarak babasının bu işe karşı olmadığını sadece bize gerekenin zaman olduğunu  dolayısı ile onları ezip geçemeyeceğini söylüyordu.

Tek çarem kalmıştı önümdeki süreyi kısaltma adına yaş büyütme davası açacaktım. Ve eve yaptığım baskı neticesinde buda gerçekleşti dava açıldı yaklaşık 4 ay gibi bir zaman dilimi sonrasında yaşım büyütüldü artık asker olabilirdim.

Ancak hayatta sürprizler her saniye olabiliyor böyle bir sürprizi bende yaşadım.Bizimkiler bu süre içinde gidiş gelişlerini sıklaştırmışlardı.Araya girenlerin “nişanlı kız bekletilmez ” tarzı vermiş oldukları telkinlerle  kız babasında belirgin bir yumuşama  olmuştu.En sonunda oda ikna oldu  “Tamam hazırlıklarınızı yapın “diyerek bir anda dünyaları bana bağışlmaıştı.

18.10.1982

Hayat,koşullara direnen herkesin yanındadır.Mutluluk aştığınız güçlüklere göredir.Biz  iki çocuk olarak çıktığımız bu yolda altı yıl boyunca tüm zorluklara sadece sevgimize inanarak,yaradana güvenerek  devam ettik ve bunun mükafatını bu tarihte nikah defterini imzalayarak aldık. (Tam tamına evlendiğimiz günden 1 ay sonra da asker oldum )

Bugün  aşkımız 32. yılını evliliğimiz ise 25. yılını bitirdi.Yıllar pek çok şeyi yıprattı belki, ancak ne kadar acımasız olursa olsun yıllar dahi sevgiyi yıpratamıyor aşkı yok edemiyor.Ancak  aşkın magazinde kullanılan versiyonu değil de gerçeğinden bahsediyorsak.

Bugün  mü ?

23 ve 18 yaşında iki oğlumuz ve 11 yaşında bir kızımız var.

Biz biliyoruz ki gerçekten sevenlerin önünde hiçbir engel daimi kalamaz.

Tüm aşıkların mutlu sona ulaşmaları ailemizin ortak duasıdır. Allah yardımcınız olsun…

Bittiii…… 

 

Yorumlar 3 26.01.2008

Gerçek Bir Aşk Hikayesi-3

Geçmek bilmeyen koskoca dört gün.

O gün evlerinin karşısındaki inşaat halinde olan bir binanın köşesinde onu beklemeye başladım.Evden çıktığını görür görmez bir ıslık çalarak beni fark etmesini sağladım.

Soran gözlerle ve ellerimi iki yana açarak cevabını beklediğimi anlatmaya çalıştım.Beni gördüğünde ilk fark ettiğim gülümsediğiydi.Başını “evet” anlamında sallayarak tekrar içeri girdi.Dünyalar benimdi artık o anda yaşadığım mutluluğu ömrüm boyunca bir daha yaşayabileceğime inanmıyorum.

Sene 1976.

Yaşadığımız yer küçük bir yer herkes herkesi tanıyor dolayısı ile böylesi iç içe bir sosyal yapının içinde iki çocuğun aşkı çok zor koşullar altında filizlenmişti.Konuşmak gibi bir durumu ne o nede ben aklıma bile getiremiyordum.O halde tek iletişim şekli olarak mektuplaşmaktan başka bir seçeneğimiz yoktu.İlk üç beş mektubu o günlerdeki arkadaşımı kurye olarak kullanarak ona gönderdim aynı şekilde ondan mektuplar aldım ancak bu dahi o günkü yapı itibarı ile çok geçerli bir yöntem değildi .Nasıl bu işi çözerim diye düşünürken aklıma ilginç bir fikir geldi.Öyle ki bu günkü cep telefonlarının yerini tutar mı bilemem ama ben 32 sene önce iletişim problemini kendi yöntemlerimle pekala da çözmüştüm. Mektup sorununu şöyle çözdüm.Evlerinin dört tarafı bahçe duvarları ile çevriliydi.Ben mektubumu geceden ön bahçe duvarının dibine koyuyordum .O sabahleyin mektubu alıyor yine akşam aynı taşın altına cevabını bırakıyordu. .İşte o günlerde bu aşkın en büyük yardımcısı destekçisi olan ablam bir mucize kabilinde tamda evlerinin karşısındaki eve taşındı.Bu olaydan sonra ikinci iletişim ihtiyacı ortaya çıkmıştı .Sadece akşam alacağım mektubun heyecanı bana yetmiyordu, konuşamıyordukda o halde !

İşte bir başka ilginç taktik yine benim tarafımdan icat edildi .Ablamla karşı karşıya oturdukları için camdan cama bakışırken,cama alfabe harfleri ile büyükçe “seni seviyorum” yazdım.Başımla anladın mı diye sorduğumda oda aynı şekilde “bende seni” diye yazdı.Bu andan sonra mektup haricinde bütün iletişimimizi yıllarca havaya yazı yazarak ve çok ta anlaşılır bir biçimde sağladık.

Ve büyük aşk yolculuğumuz başlamıştı herşey çok güzel gidiyordu.Ben bu arada orta okula gidiyordum.Hadi okulun adını vereyim bari Sağmalcılar Lisesi.İstanbul Kartaltepe’de çok güzel bir okuldur.Bu arada bizler saklamak için ne kadar gayret sarfetsekte bilen arkadaşlarımızın müşterek arkadaşlarımıza ,evlerinde anne veya kardeşlerine söylemeleri neticesinde sırrımız çok ta uzun sayılmayacak bir süre içinde neredeyse mahallenin tamamına ve kısa bir süre sonra da onun ailesine kadar gitti ve bizim için zor günler başladı.

Artık ablamlara dahi gizli gizli gidebiliyor,kızın evde herhangi bir baskı görmemesi için mahalleliden bile saklanma ihtiyacı hissediyordum.Zorda olsa sonunda dayak yeme riskide olsa oraya gitmektende kendimi alıkoyamıyordum.Zaten bir abisi vardı benden yaşça da fizik olarakta büyük, bu da yetmezmiş gibi üç tane eniştede çıkmazmı karşıma ?

Birisi araba ile beni kovalar diğeri işyerimize gelip karate kartını göstererek “akıllı ol”mesajı iletir.Bir diğeri ise bizimkini alıp (güya benden uzaklaştıracaklar) kendi evine götürür.Tabi ki küçük kalbimde büyüttüğüm aşk bunların hiç birisine “eyvallah” demeyecek kadar güçlü ve inatçıydı.

Bugünlerde bir protesto şekli var hepiniz bilirsiniz Işıkları söndürmek gibi toplumsal bir hareket.İşte bugünlerin bir protesto şekli olan bu hareketi biz otuz yıl önce yine bir iletişim aracı olarak kullanıyorduk.Öyle ki Lambayı üç kere açıp kapamak sureti ile her gece birbirimize “seni çok seviyorum” mesajı gönderiyorduk.Çok ama çok mutluyduk ve bunun bir şekilde bozulması en büyük kabusumdu.

Çünkü hayat, hiç bir insan için aynı çizgide seyr etmemişti.

devam edecek…

Yorumlar 1 25.01.2008

Gerçek Bir Aşk Hikayesi-2

Ve bütün hayatıma yön verecek o mektubu (daha on iki yaşlarında iken) kapılarının önünden geçerken ona göstererek bahçelerine doğru fırlattım.Peşimde atlılar varmışçasına koşuyordum yada büyük bir suç işlemiş gibi kaçıyordum adeta.O gün hayatımın belki de en zor günlerinden biriydi.Onların mahallesine  gidemiyordum bana vereceği tepki hakkında en küçük bir fikrim yoktu reddedilme düşüncesi ise beynimi kemiriyordu. Lakin o gün ne akşamı yapabildim nede sabahı bütün gece boyunca milyonlarca hayal kurup, sabah ezanlarını işittikten sonra uykuya yenildiğimi hatırlıyorum hayal meyal.

Ertesi gün, zor geçen bir gecenin tüm mahmurluğu ile sanırım öğlene kadar uyumuştum. Uyanır uyanmaz  üstümü giyinip sokağa attım kendimi ancak o tarafa gidemiyordum “ya kabul etmezse” düşüncesi beni ölesiye korkutuyor,  sonrasını ise düşünmek dahi istemiyordum.Diğer yandan merakım, korkularımın çok çok üzerinde idi ve korkularımla yüzleşmekten başka bir seçeneğim yoktu.

Bir suçlu gibi korka korka, sağı solu kontrol ede  ede onların sokağına kadar gittim ama eğer bir kalp problemim olsaydı eminim ki o gün  kalbim o atışlara asla dayanamaz oracıkta dururdu. Ve işte orada idi kapılarının önünde sanki beni bekler bir eda ile dikiliyordu.

Bir yıl boyunca gizli gizli sevdiğim kız bana ne diyecek kızıp bağıracak mı ,abisine söyleyip beni dövdürecek mi  gibi ne kadar olumsuz düşünce varsa hepsi o anlarda kafamdan geçiyordu.Beni fark ettiğinde içeriye koşması bu düşüncelerimi iyice kuvvetlendirse de “ne olursa olsun”diyerek evlerinin önünden geçmeye karar verdim.

Evlerine on metre kala bir anda kapıya çıktığını görünce hele hele ilk defa onunla gözgöze geldiğimizde yüzüm ne hal almıştır bilemem ama duygu anlamında sanırım o  hissi bir daha ömrüm boyunca hissetmem  mümkün olmayacak.Neyse elinde bir kibrit kutusu vardı bana doğru gösterip yola fırlattı aynı benim yaptığım gibi. Kibriti kaptığım gibi şimşek hızıyla bir kuytu köşede aldım soluğu.Ellerim titriyor kibriti açamıyordum içinden çıkacak şey benim için dünyanın en önemli konusu idi çünkü.

“Merhaba,

seni sadece bir komşu çocuğu olarak biliyorum

Düşünmem lazım…”

Hakaret yoktu ya, “HAYIR” yoktu ya  bu kadarı bile beni mutluluktan deli edebilirdi.

Yıl  1976 aylardan Temmuz ilk aşkım,ilk mektubum ilk göz göze bakışımız.

Ölesiye mutluydum  çünkü o çocuk aklımla bile beğenilmeyen bir kişi için düşünmeye gerek olmayacağına inanıyor ve bu düşünme faslının kesinlikle benim adıma olumlu sonuçlanacağına inanıyordum.

Çok güzel bir kızdı,muhitimize Fatih gibi bir semtten taşınmışlardı bizlere göre gayet iyi bir yaşama sahiptiler.Babası o günlerde de çok meşhur olan bir mağazanın müdürü idi ve beni ümitsiz kılan pekçok etkene rağmen bu kız bana “düşünmem lazım”demişti.

12 yaşındaydım ve kelimenin tam anlamı ile sırılsıklam aşıktım.

devam edecek… 

Yorumlar 1 24.01.2008


Aşka Dair

KATEGORİLER

ALT MENÜ


Güzel MesajlarLida