Kategori 'Aşk Hikayeleri'
Daha çocuk denecek yaşta,11 yada 12 yaşlarında iken tanımıştım onu.Sakın o yaşta bir çocuk Aşk’tan sevgiden ne anlarmış demeyin.Çocuğuz dedik ya işte o masumiyetle ona söyleyemeden için için yanar olmuştum.Günlerce evinin etrafında pervane misali dönüp durdum.Kah yazın sıcağında bir binanın köşesinden gizli gizli onu süzmeler, kah yağmur altında kah dizlerime kadar yağmış kar örtüsü o gün onu görmeme uzaktan dahi olsa bir kere görmeme engel olamadı.Ve bu ateş bir yıl boyunca içimde aralıksız yandı ve beni yaktı.Dayanacak ne gücüm nede sabrım kalmamıştı.Bir yıl boyunca red edilme korkusu ile karşılıksızda olsa seven küçük yüreğim bu ateşe yenik düşmüştü.Fakat daha benim farkımda dahi olmayan biricik aşkım, sevdiğim birden bire karşısına çıkan bu çocuğa nasıl bir tepki verecekti bu düşünce içimi kemiriyor aksi bir cevap alma düşüncesi her açılma girişimimi bir başka zamana erteletiyordu.Dedim ya bıçak kemiğe dayanmıştı sonucu ne olursa olsun ona açılmalı ve gerçekle yüzyüze gelmeliydim.
Okul defterimden yırttığım bir sayfaya çocuksu düşüncelerimle sözde arkadaşlık teklif eden bir kaç satır ile devamında onu çok sevdiğimi yazdığımı iyi hatırlıyorum. Ama sorunum bitmemiş aksine bir başka sorunla yüzyüze gelmiştim.Bu mektubu daha benim farkımda bile olmayan bu kıza nasıl verecektim.Bütün gün kafamda türlü senaryolar oluşturduktan sonra sonunda mektubu bir kibrit kutusuna koyup onların evin önünden geçerken ona kibriti gösterdikten sonra ona doğru fırlatıp kaçacaktım.
Kaçmak terimini özellikle kullandım çünkü aylarca içimi aşkıyla yakan bu güzelin bana karşı sarfedebileceği bir tek kötü söz beni üzüntüden öldürebilecek kadar üzer bitirirdi.
En azından ben o gün öyle inanıyordum.
Devam edecek…
23.01.2008
Sevgili Arkadaşlar,
Mütevazi sitemize göstermiş olduğunuz ilgiden ötürü hepinize en içten teşekkürlerimi sunuyor ,yaşamlarınızın şiir tadında destan uzunluğunda dualar kadar hayırlı sürmesini niyaz ediyorum.
Siz değerli arkadaşlarımızın katılımlarından duyduğumuz memnuniyetin yanısıra sizlerden sevgi adına dostluk adına aşk adına yazmış olduğunuz yada çok beğendiğiniz şiirleri burada biz şiir dostları ile paylaşmanızı diliyor ve bunu sizlerden bekliyoruz.
En çirkin savaşların yaşandığı dostlukların maddiyat denilen bir ölçü ile belirlendiği günümüz dünyasında sevgi, dostluk,aşk mesajlarının çoğalması ifade biçimlerinin çeşitliliği biz insanların en büyük ihtiyaçlarından biridir ve bunu paylaşıma açmak bu söylemleri dünyanın her tarafına ulaştırmak içinde bulunduğumuz şer ortamına karşı bir duruşumuz olacaktır.
Şiir tadında yaşamlar dileğiyle,
06.01.2008
Eşimi 2005 yılının yaz aylarında yitirdim.Yedi yıllık evliliğimizin ilk iki yılını eşimin rahatsızlığı nedeni ile hastahanelerde geçirdik.Eşim her evlilik yıldönümümüzde bir resmimizi çerçeveler “bunlar bizim hayatımızın gölgeleri” derdi. Vefat ettiğinde evimizin duvarında yedi adet resmimiz vardı.
2004 yılının bir gecesinde onu aldattım.Ona her zaman,onu ne kadar çok sevdiğimi,onu sonsuza kadar seveceğimi ve sadık kalacağımı söylerdim.Ölmeden iki hafta önce hasta yatağında saçlarını okşayarak aynı sözleri tekrarladım.Güzel bir bakışla sadece “biliyorum ” dedi.
Yaklaşık bir ay önce evde düşünceler içinde resimlerimize bakarken daha önce hiç farketmediğim bir detay gözüme çarptı.Her çerçevenin altına bir harf yazmış meğerse
A-R-K-A-S-I-N
Uzunca bir süre ne olduğuna bir anlam verememiştim.Neden sonra “acaba arkasına bak” mı demek istemişti diye düşündüm.Çerçeveleri duvardan indirip hemen arkalarına baktım bir şey göremedim.Bu kez resimleri çerçevelerden çıkarmaya karar verdim.
Oda ne!
Sırası ile her resmimizin arkasına o yılla ilgili sevgi sözcükleri yazmış bana.Sadece 2004 yılında çekildiğimiz resmin arkasında yazı yok .Sararmış bir zarf düştü çerçevenin arkasından.Gözyaşları içinde ellerim titreyerek zarfı usulca açtım.
Zarftan çıkan pusulanın içinde şunlar yazıyordu.
“14 Mart 2004 gözlerin bana başka birine dokunmuş gibi baktı söylemene gerek yok biliyorum.”
Şimdi 2007 yılındayız onu yitireli iki yıl oldu.İçim hala alev alev yanıyor pişmanlığım dağlar kadar.
Kadınlar biliyor,kadınlar hissediyor.Seni çook seviyorum diyenin sevgisinden şüphe et,
Çünkü Aşk sessiz, sevgi dilsizdir…
28.12.2007
-SEN GELİRSİN AKLIMA
Her yağmur yağdığında
Sen gelirsin aklıma,
Ardından güneş actıgında
toprak kokusunda hasret ceker
Buğulanır yine gözler…
Sen gelirsin aklıma
Güne her uyandıgımda
Soluksuz bir nefes gibi
Mıhlanırsın bağrımın en derin köşesine
Kurdelelrini bağladıgım
Bezden bebeklerim yok artık
Tek tesellim bana verdiğin kırmızı misketin,
Sen gelirsin aklıma…
Her kapı çaldıgımda
Annemin korkusundan saklandıgım ,
O kaba tüylü baddaniye…
Ne Melis,ne Hakan,ne Eda..
Sayılmazdı sıralamada,
Sana takılır kalırdım
Kahverengi gözlerının aydınlığında…
Yanağımdaki busenin sıcaklığı hala aklımda
Ve şaşkın gözler etrafında kızaran utanan yanaklarımız,
Birlikte olan tek resmimiz
Senın kısa pantolonlu Benim pembe Bluzlu halimiz..
Elimi tutmaya çalışmıştın o anda.
Her kamyonet gördüğümde sen gelirsin aklıma..
Çekip gitiğinizde Ardında bakarken gözyaşlarınla…
Verilmiş bir sözümüz vardı hasrete inat devrilen yıllara..
Gelecektin bir sonbahar akşamında…
Şimdi nerde kiminle nerelerdesin.
Tüm yanıtını bulamadığım sorular sıralanır aklımda..
Sen gelirsin aklıma her yağmur yağdıgında
Güneş Açtığında, Kar yağdıgında fırtına çıktığında
İlkbaharda birlikte toplayıp Taç yaptığımız papatyalar..
Sen zeus olurdun ben pandera…..
Niran ürem
25.12.2007
Eger hala kenarda köşede kuytuda kalmış gizli bir aşkınız varsa hiç zaman kaybetmeden Aşkınızı itiraf edin. Aşkınızdan bahsedin. Bu yazıyı okudugunuza göre demek sizinde aşktan yana bir acınız var. Sizle acınızı paylaşmak, duygularınızı açıga vurmakta yardımcı olmak için burdayız.
Konumuza Dönelim şimdi sevdiginiz var ama açılamıyorsunuz. Sebep? İletişim kurmada güçlük çekme, utanma, çevre etkisi, ailevi durumlar vs. Mutluluga dogru kararlı adımlarla gitmek istiyorsak bunların hepsini birer birer yok etmek birinci görevimiz. Hani Osman Sınav’ın Pusat adlı dizisinde sık sık duydugumuz ” Başarıya giden yolda çekilen çile kutsaldır ” sözünü iyi bellememiz lazım.
Hayatta 2 türlü pişmanlık vardır. Birincisi yaptıgın bir şeyden ötürü duydugun pişmanlık. İkincisi yapman gereken ama yapmadıgın şeyden duyulan pişmanlık. Ama insana en acı veren yapmadıgın şeylerden duyulan pişmanlıktır. Örnekle açıklarsak, bir kişi okul hayatını makarayla, haylazlıkla, geçirdigi için pişman olması. İkincisi okul hayatında Hiç ders yapmadıgı için Öss’ye çalışmadıgı için vs. vs. duyulan pişmanlık. Hangisi daha agır basar sizce ?
Arkadaşlar pişman olmak istemiyorsanız elinizi çabuk tutun hani Necip Fazıl Kısakürek’in ” Genç olan ölmez mi, ölenler hep ihtiyar mı ” sözünü de aklımızdan eksik etmeyelim….
27.11.2007
* Abartılı Şatafatlı Körlük
* Asılsız Şehvet Kandırmacası
* Alışılmadık Şablonlar Kaosu
* Ah Şu Kadınlar
* Abuk Şempanzeler Kulübü
* Aman da Şahlanıyor Kıratım (Cesur aşk)
* Anında Şebek Kontenjanındasın (Aptal aşk)
* Asla Şaka Kaldırmaz (Ciddi aşk)
* Açılmayan Şemsiye Kanatması (Terk edilmiş aşk)
* Amorti Şansına Kalmış (Umutsuz aşk)
* Azıcık Şampanya Koyayım mı? (Art niyetli aşk)
* Anında Şakkadanak Kapılmışım (İlk görüşte aşk)
* Aman Şablonu Kırmayalım (Sıradan aşk)
* Ağrısız Şahsiyet Kanatılır (Karşılıksız aşk)
* Arada Şizofrenlik Kaçınılmaz (Platonik aşk)
* Aman Şahan Kaçmasın (TV programı aşkı)
* Abi Şampiyonluk Kesin (Takım aşkı)
* Abramovich Şevçenko’yu Kapacak (Transfer aşkı)
* Avrupa Şirazeyi Kaçırdı (Dış politika aşkı)
* Abe Şugar Kapçıkağızlı (Roman aşkı)
* Alex Şahlandırıyor Kadıköy’ü (Fenerbahçe aşkı)
* Asın Şuh Kadını (Bağnaz aşk)
* Avşar Şutladı Kaya’yı (Magazin aşkı)
* Arboretum Şebboyu Kıskanır (Botanik aşkı)
* Amirim Şüpheliyi Kaçırdık (Görev aşkı)
* Aman Şahane Kitap (Okuma aşkı)
* Ahlat Şerbeti Kesmez (Tatlı aşkı)
* Arsız Şov Krallığı (Reyting aşkı)
* Az Şnitzel de Koysana (Gırtlak aşkı)
* Acur Şalgam Kabak (Kabzımal aşkı)
* Acımam Şamdan’ı Kapatırım (Bonkör aşk)
* Aslında Şurup da Kesmez (Bir grip aşk)
* Ayran Şarap Kokteyli (Midesiz aşk)
24.11.2007