Bir fırtınanın ortasında kalmış küçük bir ağacım ben. Savrulan yapraklarım belki direncimi artırıyorda Yeşilliği yok olan, odundan farkı kalmamış Ne oturacak gölgesi ne de kuşların yuva yaptığı. Küçük bir ağaç…
Bazen bir kuş konar en cılız dallarıma Cıvıltısı ile hayatı anlatır saatlerce Cevap veremem dinlerim sessiz ve üzüntüyle Gel, oduna dönüşmüş gövdemde yuva yap Benimle dertleş diyemem. Çünkü o, baharı yaşarken doya doya Kışlardan çıkamamış gövdemin Onu koruyamıyacağını bilirim. Küçük bir ağacım ben Bozkırın ortasında ölüme direnen Bir ressama konu olabilirim belki ama, Ötesi bilinmeyen…
Amansız bir hastalık derler onun için.. Önce aklını başından alır, daha sonra kanına işler ve tüm bedenini esir alır.. Nefesin kesilir..Kalbin yerinden çıkacakmis gibi atar..İçinde kelebekler uçuşur..
O hastalık herşeyi anlamsız kılar,yanlışların doğru,tüm doğruların bir anda yanlış olur, Ve sen yinede o hastalıktan dolayı inanılmaz derecede mutlu olursun.. Cennet ile Cehennemin tam ortasına düşürür bu Aşk gribi, bir tatlı gülüş ile İrem bağlarına giderde insan, bir kaş çatmaya Cehennemin esfel-i safilindedir artık. Doktor kar etmez,ilaç faydasız.Biçare vuslat’ı bekler insan, hastanın ölümü,mahkumun özgürlüğü bekleyişi gibi. Kah bir köprünün demir parmaklıklarına çıkarsın,kah bulutların üstünde uçarsın. Gözünü kör eder,mantığını yok, Amma ve lakin,dünyada AŞK gibisi yok be kardeşim.AŞK gibisi yok.O halde Yaşasın AŞK GRİBİ…
Sevmek.. Yanında olmak değil, Uzakta olduğunda onu yanındaymış gibi hissetmektir.. Özlemek.. O uzakken değil yanında olduğunda da aramaktır.. Arzulamak.. Dokunamadığında onu düşünüp sıcaklığını hissetmektir.. Aşk.. Senin bakmaya doyamadığın,
Ustam! Aklım firarda. Gözbebeklerimde müebbet hüzün, Dilimde ay kesiği bir yara, Düşüm kırık dökük, Umudumun boynu bükük, Bir öksüzün omuzlarında sükut. Yüreğim sana emanet sıkı tut. Tut ki; kancık pusulara düşmesin. Bir hain kurşunu gelip deşmesin.
Ustam! Ne zaman o senin bildiğin zaman, Ne sevda gördüğün masallardaki. Eskiden, Halı tezgahında dokunurdu aşklar, Nakış nakış, körpe kız ellerinde. Mendillere yazılırdı isimler, Yüreklere kazılırdı gizlice. Sevdalılar asil ve de yürekli Sevdalar, kavgalar iki kişilik. Oysa şimdi; Çorak gönüllere ekiliyor sevdalar seher vakitlerinde. Meşru sevdalardan, Gayrı meşru acılar doğuyor kundaklara, Günahkar gecelerden.
Sana gitme dedim dinletemedim Gittinde söylesene mutlu oldun mu ? Bir türlü sevmeyi öğretemedim Sevgini hak edeni sahi buldun mu ?
Umutluydum yarınlardan çünkü sen vardın Sen benim için çölde vahaydın Ne olurdu bu sevdama layık olaydın Sana layık aşkı sanki buldun mu ?
Gönül kapım artık aşk’a kapalı Kalbim kırık ve onulmaz yaralı Anladım ki yokmuş aşkın kuralı Son söz senin şimdi ikna oldun mu ?
Yolun açık bahtın açık olsun yine de Hatıran var kem söz olmaz sinemde Artık hüzün var sayende gönül hanemde Söyle bana şimdi mutlu oldun mu? Aradığın gerçek aşkı buldun mu ? Ölesiye aşık oldun mu ? Dilerim olmuşsundur…..